Herkese merhaba ! Hepimizin bildiği gibi internet, pek çok insanın rahatlıkla ulaşabildiği dev bir iletişim ve bilgi ağı. Ne var ki, faydalı olduğu kadar zararlı da olabilir...Ondan yararlanabilmemiz onu nasıl kullandığımıza bağlı. Bugün hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan internet ortamında herkes kaynak belirtmeden, istediğini yazıp çizebiliyor. Güvenilir bilgiye ihtiyaç duyduğumuz internet ortamında, bu bloğu açmamın sebebi; bilime ve sade güzelliğe aşık bir insan olarak, hem bilgi paylaşımı yapmak, hem de benim gibi sorunlu bir cilde sahip olan takipçilerime cildimle nasıl başa çıktığımı anlatmak.
Benim için güzel görünmenin ilk şartı duru, sağlıklı bir cilt ve en önemlisi dolu bir beyin. Evet yanlış duymadınız; dolu bir beyin ! :) Nitekim, hiçbir kozmetik ürünü yüzünüzü, bireysel donanımın vermiş olduğu manalı bir ifade kadar çekici kılamaz !! Bunun da yolu çok okumaktan değil, doğru kaynakları derinlemesine okuyup analiz etmekten geçiyor. Alın size çok basit bir örnek: Parafin! Gözlemlediğim kadarıyla, pek çok insan parafin içeren ürünlerin sağlığa zararlı olduğuna dair gereksiz bir endişe duyuyor. Bunun için kimseyi suçlayamam zira, ülkemizde bilim konusunda çok büyük bir bilgi kirliliği var. Gazetelerin bilim sayfaları gerçekliği yansıtmaktan çok uzak. İnternette rastladığımız bilgilerin çoğu yanlış ya da en iyi ihtimalle eksik. Türkçe akademik yayınların sayısının azlığından bahsetmiyorum bile... Bilim yolunda ilerleyen bir öğrenci olarak, ürün içeriğini bozulmaktan koruyan zavallı parafinler konusunda içinizin rahat olmasını, bilakis parafin içermeyen ürünlerden şüphe duymanız gerektiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Parafin, dünyada en çok kullanılan koruyucu madde olduğundan, üzerinde sayısız deney yapılmış ve güvenlik testlerinden geçmiştir. Kullandığımız ürünlerde parafin gibi bir koruyucu olmaması durumunda, ürünleriniz en fazla 3 gün içinde bozulup çöpe giderdi. Bilmelisiniz ki, parafin içermeyen ürünlerde koruyucu olarak başka bir madde kullanılıyor ve bu madde üzerinde parafin kadar test yapılmadığı için güvenliği şüpheli. Malesef bazı firmalar, müşterilerin sağlığından çok onların taleplerine yani para kazanmaya odaklı olduklarından, parafin yerine ne olduğu belirsiz koruyucu maddeler kullanıyor. Parafin konusunda detaylı bilgi edinmek için ingilizce bilen takipçilerim FDA'in sitesine ve Pubmed isimli, bilimsel veri tabanına göz atabilirler...Bu arada, konuyu biraz dağıttım sanki. Halbuki, size cildi nemlendirmenin ve güneş ışınlarından korumanın önemini anlatacaktım...Eğer istek olursa ve geniş bir vakit bulabilirsem sizlere "toksisite" hakkında bir yazı hazırlamak istiyorum :) Şimdi esas konuya geçelim. Nemlendiriciler...
Şunu bilmeliyiz ki, normal ve yağlı ciltlerin bile günlük rutin olarak kaliteli bir nemlendiriciye ihtiyacı var. Güzelce nemlendirilmiş bir ciltte makyajınız harika görüneceği gibi, kırışıkları da bir nebze engellemiş olursunuz. Kırışıklıklardan söz açılmışken, bu konuda ki en etkili silahımız güneş koruyucuları ! Yüz ve göz altı bölgesi için özel olarak üretilmiş, yaz-kış ayırt etmeden kullandığımız güneş koruyucuları ya da spf içeren kremler, cildimizi UV ışınlarına karşı korur ve böylece cilt kanseri ve kırışıklık riskini en aza indirmiş oluruz. UV ışınlarının cildimize nasıl zarar verdiğini, bronzlaşmanın ve güneş kremlerinin ardındaki bilimi, uzun bir konu olduğundan daha sonra ayrı bir başlık altında anlatacağım.
Şimdi, size çok memnun kaldığım nemlendiricimden bahsetmeden önce cildim hakkında biraz bilgi vereyim: Benim cildim normalde pul pul dökülen, biraz kızaran ve aynı zamanda dönem dönem kistik sivilceler çıkaran hassas bir cilt. Ahh, yazarken bile yoruldum :)) Haliyle, kullandığım ürünlerin anti-alerjik ve kaliteli olmasına özen gösteriyorum. Dönemsel sivilceleri kapatmak kolay iş, peki ya pullanmalar? Özellikle duş sonrası kızaran ve pul pul dökülen bir ciltle uğraşmak hiç kolay değil. Bugüne dek, çok sıkıntı çektiğim bu sorundan 3-4 aydır kullandığım Shiseido'nun İbuki serisi sayesinde kurtuldum! Ne varsa Japonlarda zaten :p Fiyatı biraz pahalı ancak verdiğim her kuruşu tamamen hakediyor. Japonlarda nemlendirme rutini iki aşamalı. Önce avcumuza bir miktar Softenin Concentrate adlı yumuşatıcı solüsyonumuzu sıkıp yüzümüze yayıyoruz. Sonrasında ise yine az bir miktar Refining Moisturizer adlı nemlendiriciyi (gece ve gündüz) uyguluyor ve pullanmalara veda ediyoruz. Nemlendirmenin iki aşamalı olması, cildinizin nemi hapsetmesini sağlıyor. Bu nedenle, bu iki ürünü bir arada kullanmalısınız. İlk günden bile etkisini görüyorsunuz. Ayrıca, öyle bir iddiası olmamasına rağmen, gece sürüp yattığımda bu ürünün sivilceleri azalttığını da deneyimledim. Bir ara buraya, ürünün yapısını görmeniz için görsel de ekleyeceğim. Bu arada, ben bu ürünleri, sample'larını deneyerek aldım. Denemeden kesinlikle hiçbir ürünü satın almayın. Her cilt tipi farklıdır. Bana iyi gelen bir ürün size iyi gelmeyebilir, mağaza görevlilerinden sample isterseniz, mutlaka vereceklerdir.
Nihayet fotoğrafları eklemek için vakit buldum. Telefonumdan çektiğim için görüntü kalitesi biraz düşük.
Ürünlerin şişesi pompalı olduğdu için hem hijyenik hem de kullanım kolaylığı sağlıyor. İstediğiniz miktarda ürünü parmağınızla hafifçe batırarak ayarlayabilirsiniz.
Üsteki fotoğraf, refining moisturizer. Yapısı çok güzel, kolayca tüm yüzünüze yayabiliyorsunuz. Su gibi hafif. Emilimi de hızlı ve yüzünüzde kesinlikle yağlı bir tabaka bırakmıyor. Yine de tabi ki, üzerine fondöten uygulamadan önce bir 10-15dk kadar beklemek en iyisi. Alttaki fotoğraf ise, softening concentrate. Yüzümüze öncelikle bu ürünü uyguluyoruz ve hiç beklemeden refining moisturizer nemlendiricimizi sürüyoruz. Bu ürünün yapısı hafif yağlı ama cilt tarafından hemen emiliyor ve yağlanma, parlama yapmıyor. Sonuç olarak kadife gibi bir cilde sahip oluyorsunuz.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder